Home » Genel » Kredi Çekerken Dikkat Edilmesi Gerekenler



Kredi; bilindiği üzere gerek günlük ihtiyaçlarımız için ve gerekse kurumsal alanda en çok tercih edilen finansal borçlanma aracıdır. Hem bireysel hem de kurumsal finansal ihtiyaçlarda hızlı ve ekonomik maliyetli tek borçlanma aracı olan kredi tahsisleri sayesinde bireyler hayallerindeki eve kavuşabilmekte şirketler de yapacakları yatırımı gerçekleştirme imkânına kavuşmaktadırlar.

Kredi türleri incelendiğinde bireysel krediler ve ticari krediler olmak üzere iki grupta kredi ürünleri tahsis edildiğini görmekteyiz. Bireysel krediler gerçek kişilere gelirleri ve kredi kayıt bürosu skorları neticesinde belirli limitler dâhilinde tahsis edilen kredilerdir. Bireysel kredi kapsamında ihtiyaç kredileri, tüketici kredileri, konut kredileri, taşıt kredileri ve eğitim kredileri yer almaktadır. Bireyler ihtiyaçlarını belgelemeleri şartı ile oldukça uygun faiz oranları ile ihtiyaçları doğrultusunda kredi kullanabilmektedirler.

Örnek vermek gerekirse araba almak isteyen bireyler araba alım işlemleri esnasında kredi kullanımı gerçekleştirirlerse bankalar araba üzerine rehin koyarak kredi tahsisi sağlamaktadırlar. Tüketicilerin genelde yaptıkları hata araba almak için tüketici kredisi çekip peşin para ile araba almaktır. Ancak tüketici kredilerinin faiz oranlarının taşıt kredilerine oranla daha yüksek olması nedeniyle toplam rakam üzerinden bakıldığında bu şekilde yapılan bir araba alımı oldukça büyük zarara neden olmaktadır.

Eğitim kredileri de aynı kapsamda olan kredi türleri arasında yer almaktadır. Gerekli eğitim belgeleri ibraz edilerek talep edilen kredilerin faiz oranları standart tüketici kredisi faiz oranlarına göre daha düşük olmaktadır. Ayrıca kullanım alanında özel kredilerde vade süresi avantajları da öne çıkmaktadır. Örneğin standart tüketici kredilerinde 36 aya kadar vade yapılırken eğitim, taşıt vb. kredilerde vade süresi 60 aya kadar uzayabilmektedir.

Ticari kredilerde ise durum tüketici kredilerinden daha farklıdır. Ticari kredi tahsislerinde şirketlerin ve tüzel kişiliklerin mali yapıları detaylı bir biçimde analiz edilmektedir. Bu analiz sonucunda şirketin diğer kredi ürünleri de dikkate alınarak tahsis edilecek kredi miktarına, faiz oranına ve vade seçeneklerine karar verilmektedir. Ticari kredilerde de tıpkı tüketici kredilerinde olduğu gibi kefil istenebilirliği ve ipotek söz konusudur.

Ticari kredi tahsis edecek banka gerek duyduğu durumlarda şirketlerden kefil isteyebilmektedir. Bu durumda şirketler başka bir şirketi veya bireyi kefil göstermek durumundadırlar. Benzer şekilde şirket üzerine kayıtlı gayrimenkullere ipotek koyularak da ticari kredi tahsisi gerçekleştirilebilmektedir.

Tüketici Kredisinde Banka Kriterleri ve Tüketicilerin Dikkat Etmesi Gereken Unsurlar:

Bu yazımızda sizlere ağırlıklı olarak tüketici kredi tahsis işlemlerinden bahsedeceğiz. Tüketici kredi tahsisi işlemlerinde bankalar belirli kıstaslar ve şartlar dâhilinde kredi onaylarını gerçekleştirmektedirler. Bu şartlar;

– Bireyin kredi kayıt bürosu sicili

– Bireyin gelir durumu

– Bireyin SSK durumu

– Kullandığı diğer krediler

– Kredi kefalet durumları olarak sayılabilir.

Kredi kayıt bürosu sicili bireysel kredilerde kredi tahsisini belirleyen en önemli faktördür. Kişinin daha önce kullanmış olduğu krediler ve bu kredilerdeki ödeme durumları dikkate alınarak belirlenen KKB skoru bankaların en güvenilir kredi referans kaynağıdır. Bu nedenle bireylerin bu skoru korumak ve yükseltmek için oldukça özen göstermeleri gerekmektedir. Aksi halde bankalar KKB skoru düşük olan bireylere kredi tahsisinde çekimser davranabilmektedirler.

Bireylerin KKB skorlarını yüksek tutabilmeleri için yapmaları gerekenler; gereksiz yere kredi başvurusunda bulunmamaları, çektikleri kredilerin taksitlerini zamanında ödemeleri, kredi kartı ödemelerini aksatmamaları gerekmektedir. Özellikle kredibilite ölçümü için bireyler gereksiz yere bankalara online olarak kredi kartı başvurusunda bulunmaktadırlar. Bu durum KKB kayıtlarına girdiği için KKB skorunu düşüren bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır.



Bireylerin aylık gelir düzeyleri ve bu gelirlerin güvencesi bankaların kredi tahsislerinde dikkat ettikleri diğer bir husustur. Bankalar kişilerin aylık gelir durumlarına göre belirli oranlarda kredi tahsisi gerçekleştirmektedirler. Kredi tahsisinde bireyden detaylı bilgiler talep edilmektedir. Kira ödeyip ödemediği aylık geliri ile kaç kişiye bakmak durumunda olduğu gibi bilgiler neticesinde mevcut gelir ile tüketicinin kredi taksitlerini ödemekte zorlanıp zorlanmayacağı analiz edilmektedir. Bireylerin gelir durumlarının tespitinde çalıştıkları yerden getirecekleri bordro örnekleri kullanılmaktadır.

Kredi tahsisinde bankaların dikkat ettikleri diğer bir husus ise bireylerin SSK hizmet dökümleridir. Bu hizmet dökümlerinin incelenmesindeki temel amaç çalışan bireylerin beyan ettikleri gelirleri ile hizmet dökümlerindeki gelir bilgilerinin uyuşup uyuşmadığıdır. Örneğin bankaya ibraz ettiğiniz çalışma ve gelir belgesinde ücretiniz aylık 3000 TL yazıyor ancak SSK hizmet dökümünüzde asgari ücret üzerinden bildirim yapılıyor ise kredi tahsis işlemini gerçekleştirilmemektedir.

Ayrıca devletin koyduğu kurallar gereği bankalar kendilerine sunulan gelir bankalarını SSK’ya ibraz etmek durumunda oldukları için bu durumda SSK hem siz hem de işvereniniz hakkında işlem başlatacaktır. Bu durumda SSK’sı olmayan bireylerin aklına SSK’sız kredi çekebilir miyim sorusu gelmektedir. Bu konu ile ilgili olarak yazımızın son bölümünde detaylı açıklamalarımızı bulabilirsiniz.

Bireylerin kullandıkları ve ödemeye devam ettikleri diğer krediler de bankaların kredi tahsislerindeki en büyük kriterleri arasında yer almaktadır. Bankalar kişilerin kullandıkları kredilerdeki ödeme performansları doğrultusunda kredi tahsisi gerçekleştirmektedir. Bu nedenle mevcut kredi taksitlerini gününde yatırmanız ve gecikme yaşatmamanız sonradan talep edeceğiniz kredi miktarını ve vade seçeneklerini doğrudan ilgilendirmektedir.

Bireylerin kefil oldukları krediler de bankalar için önemli bir risk faktörüdür. Bu durumda bankalar kredi alacaklarının güvenliği için kişinin kefil olduğu kredi ürününün ödenme durumunu incelemektedir. Bu inceleme sonucunda sıkıntılı bir durum görülmemişse bankalar kredi tahsisini gerçekleştirmektedir. Bireyin birden fazla kredide kefaletinin bulunması kredi tahsislerini zorlaştıran bir faktördür.

SSK kaydı olmayan bireylerin kredi tahsis işlemleri:

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bankaların en güvendikleri veriler arasında SSK kayıtları ve hizmet dökümleri gelmektedir. Ancak bankalar SSK’sız kredi seçenekleri ile herhangi bir işte çalışmayan ve SSK dökümleri bulunmayan bireyler için de kredi tahsis imkânı sunmaktadırlar. Bankalar SSK kayıtlarına alternatif olarak kişinin kira ve diğer gelir durumlarına ait belge talep edebilmektedirler. Eğer bireyin üzerine kayıtlı gayrimenkullerinden kita geliri mevcut ise bunu belgelendirmek koşulu ile bankalar SSK’sız kredi tahsisi gerçekleştirmektedirler.

SSK kaydı olmadan kredi tahsisi için bankaların istediği alternatif durumlar arasında menkul ve gayrimenkul ipoteği de yer almaktadır. Üzerinize kayıtlı olan araç veya evinizi ipotek göstererek bankalardan talep ettiğiniz krediyi onaylatmanız mümkün olmaktadır. Bu durumda bankalar diğer kriterlerinizde sıkıntı olsa dahi kredi tutarını güvenceye aldığı için daha kolay kredi tahsisi gerçekleştirmektedir.

SSK’sız kredi tahsislerinde bankaların talep ettiği bir diğer güvence faktörü ise kefalet sistemidir. SSK kaydı olan ve kredi kayıt bürosu sicilinde herhangi bir sorunu bulunmayan bir tanıdığınızı kefil olarak göstermek sureti ile talep ettiğiniz kredi ürününün tahsisini sağlayabilirsiniz. Kefalet ile alınan kredilerde kefil olan kişilerin bilmeleri gereken husus asıl borçlunun krediyi ödememesi durumunda kefilin de asıl borçlu kadar borçtan sorumlu olduğudur. Ancak bankalar kefaletli kredilerde ödeme sorunu yaşandığında oldukça yanlış ve hukuka aykırı bir uygulama sergilemektedirler.

Asıl borçlu kredi taksitlerini geciktirmeye başladığında bankalar çoğu zaman sadece asıl borçlu ile muhatap olmakta ve kefile borcun geciktiği ile ilgili bilgi vermemektedirler. Bankalar kefile borç icraya düştükten yani yasal takip işlemi başladıktan sonra ulaşmakta ve yüksek faiz oranları ile kefilin borcu ödemesini talep etmektedirler.

 

Normal şartlarda bankaların gecikmede olan kredi taksitlerini kefil olan kişiye de bildirmesi gerekmektedir. Kefil kendisine yasal takip süresi olan 90 gün gecikme süresi içerisinde bilgi vermemiş banka tarafından açılan icra takibini bu hususu belirterek itiraz edebilir. Zira kefil gecikmedeki kredi taksitlerini ödeyerek yasal takibe engel olabilme hakkına sahiptir.

 

 

 

 

 

 

 




Başvurulara dönüşler yapılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Content Protection by DMCA.com